Jump to main content Jump to footer
logo: Astma- og Allergiforbundet - gjør Norge friskere

Faydalı bilgiler Hayvan alerjisi (dyreallergi)

nb Dato publisert: Sist oppdatert:

Hayvan alerjisi hakkında bilmeniz gerekenler – NAAF’ın bilgi metni

 

Kürklü hayvanların birçoğu ve buna bağlı olarak en sık beslenilen evcil hayvanlar alerjik reaksiyonlara yol açabilir. Reaksiyonlara neden olan sadece hayvanın tüyleri ve deri döküntüleri değildir ve hayvanın yağ- ve tükürük bezlerinde ve idrarında bulunan alerjenler (proteinler) de reaksiyonlara yol açabilir. Bunlar havadaki tozlara karışan havada uçuşan küçük parçacıklardır. Bu hava teneffüs edildiğinde alerjik reaksiyonlara neden olabilir. At, köpek ve kediden yayılan tozlar alerjiye yol açabilecek 10-20 değişik alerjen madde içerir.

 

Hayvan alerjisi kimlerde görülür?             

Hayvan alerjisi en çok çocuk yaşlarda ortaya çıkar. Hayvan alerjisi astımlı kişilerde oldukça yaygındır ve genellikle mayt alerjisi ile beraber görülür. Eğer çocuk 12-14 yaşlarında alerji belirtisi göstermemiş ise ilerde hayvan alerjisi geliştirme ihtimali muhtemelen düşüktür. Yetişkinlerde de hayvan alerjisi ortaya çıkabilir.

Hangi hayvanlara alerjik reaksiyonlar göstereceğimizi önceden bilmemiz zor olabilir. Alerjinin gelişmesi için kişinin önce belli bir tür alerjene maruz kalması gerekmektedir ve alerji belirtilerinin ortaya çıkması uzun zaman alabilir.

 

Hangi hayvanlar alerjiye neden olabilir?

Küçük domuzlar, tüysüz fareler, chincilla ve kısa tüylü fino köpekleri dahil olmak üzere evcil hayvanların birçoğu daha önce belirtildiği gibi alerjiye neden olabilecektir. Mayt, sivrisinek larvaları ve hamam böcekleri gibi küçük hayvanlar da alerjiye sebep olabilir.

At ve kedi en «kızgın» alerjenlere sahip olan hayvanlardır. At büyüktür ve diğer küçük hayvanlara göre daha fazla miktarlarda alerjen yaymaktadır. Kediler daha geniş alanlarda dolaşırlar ve dolaştıkları her yere alerjenler saçarlar. Insanlara en yakın yaşayan hayvanlar köpeklerdir ve bu nedenle en çok görülen hayvan alerjisi türüdür. Çeşitli köpek ırklarının yaymış olduğu alerjenlerin miktarı ve türü arasında farklar vardır, ancak küçük büyük, az tüylü çok tüylü bütün köpek ırkları alerjenler üretir.

Alerjiye neden olmayan tek evcil hayvanlar sadece akvaryum balıkları (ama bazıları balık yemine karşı alerjik reaksiyonlar gösterebilir) ve örneğin kaplumbağa gibi sürüngen hayvanlardır. Norveç'e sürüngen hayvanların ithali yasaktır. Ancak Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü (Mattilsynet) alerjiyi neden olarak gösterilmesi durumunda bazı kaplumbağa türlerinin ithaline ve beslenilmesine izin vermektedir.

Tanı koymak

Bir hayvana karşı alerjiniz olup olmadığını belirlemek için kan tahlili ve iğne testi yapılabilir. Söz konusu hayvan türüne zaten önceden alerjiniz mevcut ise böyle bir test pozitif sonuç verecektir. Ancak alerji belirtilerinizin olmaması durumunda bile pozitif bir test sonucu çıkabilir. Bir çocuğun belli bir hayvanı tolere edip edemeyeceği önceden test edilerek belirlenemez. İğne testinde negatif sonuç çıkması ilerde ortaya çıkabilecek reaksiyonlar ile ilgili öngörü sağlamaz.

 

Belirtiler ve tedavi

Burun tıkanıklığı ve akıntısı, gözlerde kaşıntı ve sulanma ve astım en çok görülen belirtilerdir. Bazılarında egzama ve kurdeşen de oluşabilir. Kedilere karşı alerjisi olan kişilerde kedi alerjenlerine maruz kalmak akut astım için özellikle büyük bir risk teşkil etmektedir.

Alerjiye sebep olan hayvanın alerjili kişinin çevresinden uzaklaştırmak en önemli ve en etkin tedavi yöntemidir. Hayvan alerjisini tablet, inhalasyon spreyi, burun spreyi veya göz damlası şeklinde kortizon içeren burun spreyleri ve/veya antihistamin içerikli ilaçlarla önlemek iyi bir çözüm değildir. Ancak hayvan alerjenine maruz kalmamanın mümkün olmadığı dönemlerde kullanmak gerekli olabilir.

Köpek ve kedi alerjenlerinin deri altına enjekte edilerek uygulanan immünoterapi ya da alerji aşısı olarak da bilinen tedavi uzun vadede iyi sonuçlar verebilir, ancak alerjiye sebep olan hayvanın alerjisi olan kişinin ev ortamından uzaklaştırılmasını öngerektirir.

 

Önleme /Korunma

Burada önemli olan şey birincil ve ikincil korunma olarak kategorize edilen önleyici tedavi arasında bir ayrım yapmaktır.

İkincil korunma: kürklü bir hayvana karşı alerji belirtileri gösteriyorsanız ve bu durum kanıtlanmış ise size vereceğimiz ilk tavsiyemiz evcil hayvan almamanızdır. Ancak hayvan kıllarının kişinin üzerindeki kıyafetlere yapışması ve bu nedenle okullarda, kreşlerde ve toplu taşıma araçlarına yayılması nedeniyle hayvan alerjenlerinden tamamen uzak durmak zordur.

Eğer bir veya daha fazla çocuğun hayvan alerjisi varsa kreş personeli ve öğretmenler diğer çocukların ebeveynlerinden çocuklarına hayvan ile temasta bulunmamış kıyafetler giydirmelerini istemelidirler. Dış giysilerin koridorlara asılması ve sınıf içerisine alınmaması da önemlidir. Kreşlere ve okullara kedi ve köpeklerin getirilmesine karşı genel bir yasak olması gerekir.

Alerjen miktarını azaltmak için hayvana sürülebilen çeşitli temizlik ürünleri (PetalCleanse) piyasaya hayvan alerjisine karşı madde olarak lanse edilmiştir. Kedinin kürkünde bulunan alerjen miktarı kedinin normal yıkanması ve banyo edilmesi ile de azalır ancak bu hayvan alerjisine karşı bir tedavi yöntemi olarak yinede tavsiye edilmez. En iyi ihtimalle deterjan geçici yardım sağlayacaktır ve hafif dereceli hayvan alerjisi olanlar için kullanımı söz konusu olabilir. Kedi yıkansa bile evdeki tozlarda kedi alerjenleri bulunacaktır. Burada dikkat edilmesi gereken başka bir konu ise hayvanın çok sık yıkanması hayvana eziyet sayılabilir.

Birincil korunma: Astım ve alerjinin oluşmasını önlemek isteyenlere ve hatta aile içinde alerjinin olduğu durumlarda dahi köpek ve kedi almamalarını tavsiye etmek için artık bir gerekçe bulunmamaktadır. Doğumdan okula başlama çağına kadar takip edilen yaklaşık 20 000 avrupalı çocuktan alınan verilere dayanan bir araştırma sonunda evde evcil hayvan beslemenin astım ve alerji riskini ne arttırdığını ne de azalttığını göstermiştir. Yakın zamanlarda Danimarka’ da yayınlanan bir araştırma aksini savunmakta ve çiftlikte hayvan bulundurmanın ve evde evcil hayvan beslemenin çocuklarda alerjinin gelişmesine karşı önleyici etki sağladığını belirtmektedir. Bu nedenle çocuklu aileleri evcil hayvan almamaları yönünde uyarmak artık doğru görünmemektedir.

Evcil hayvan beslemek bir çok aileye mutluluk verir. Evcil hayvan almadan önce çocuğunuzun alerji geliştirip geliştirmeyeceğini görmek için yapılan kan tahlilleri ve iğne testlerinin pek bir değeri yoktur. Alerjili ailelerde evcil hayvan alma veya almama ile ilgili kararı ailedeki yetişkinler kendileri vereceklerdir. İnsanın zamanla yakın bağ kurduğu hayvanlardan alerji nedeniyle ayrılmasının kolay olmadığını unutmayınız. Bu nedenle anne babalar çocuklarının hayvan alerjisi geliştirmesi durumunda böyle bir riski almaya istekli olup olmadıklarını düşünmelidirler. Gerekli görüldüğünde Hayvanları Yeniden Yerleştirme Derneği, FOD, ile temasa geçilebilir.

 

Hayvanlar astım ve alerjiye karşı direnci arttırır mı?

Daha önce bahsettiğimiz üzere birçok araştırma hayatınızın erken safhalarında evcil hayvan beslemenin astım ve alerjinin gelişmesine karşı yardımı olduğunu göstermiştir. Sonuçlar kısmen kişinin hayvan alerjenine karşı tolerans geliştirebileceği kısmen de hayvanların beraberinde getirmiş olduğu bakterilerin bağışıklık sistemini daha da güçlendirebileceği ile açıklanabilir. Bu alanda daha çok araştırmaya gerek olması ile birlikte şimdiye kadar elde edilmiş sonuçlar hayvanlarla yakın temas halinde olmanın kouyucu bir etkisi olduğunu göstermektedir. Ancak bu alan kesin tavsiyelerin zor verilebileceği karmaşık bir alandır. Şimdilik evcil hayvan beslemeyi koruyucu önlem niteliğinde tavsiye etmek doğru olmamakla birlikte aksi bir tavsiye vermekte doğru olmayacaktır.

Hayvan alerjisi hakkında bilgiler NAAF’ ın tıp konseyine danışılarak hazırlanmıştır.

Son revize tarihi: Ocak 2013.